Türkiye 2040 için iş modeli önerileri
- Bülent Denkdemir
- 27 Mar 2025
- 2 dakikada okunur
Ülkemizin ortak geleceğinin kolektif bir akıl ve duyguyla plan- lanması ve yönetimi, stratejik önem arz eden, kendi başına ayrı bir kitap çalışmasının konusu. Yine de bu bölümde sadece ana hatlarıyla, kısaca özetlemek istiyorum. Bugünden başlayarak, 2040 yılının lider ve güçlü Türkiye’sinin stratejik planlaması konusunun ana başlıklarıyla ele alınmasının çok değerli olduğuna inanıyorum:
2040 Türkiye’sinin sosyal ve demografik yapısına ilişkin öngörü çalışmaları.
2040 Türkiye’sinin dünyadaki lider ülkelerden biri olması yönündeki vizyonun ortaya konulması.
Bu vizyon çerçevesinde, ülkemizin ekonomik, bilimsel, tek- nolojik, sosyal, sanat ve spor gibi tüm alanlarda hangi öncelikler ve eylem planlarıyla ilerleyeceğinin belirlenmesi.
Bugünün Türkiye’sinin 85 milyonluk insan kaynağının, kurumsal bir holdingin insan kaynakları yönetim sisteminin titizliğiyle ele alınarak envanterinin çıkarılması. Bu çalışmayla her bir değerli ferdimizin eğitim ve ekonomik durumu, yetenekleri, tercihleri gibi özelliklerinin analiz edilmesi.
İnsanımızın birlikte geleceğe yürüyeceği ortak değerlerin ve hedeflerin belirlenmesi. İnsanımızın farklı yanlarının bir kutuplaşma riski olmaktan çıkarılıp bilakis zenginliğimiz olarak görülerek, geleceğin Türkiye’sinde hangi ortak değerler ve duygular ile hangi kesişim kümesi etrafında kenetleneceğinin planlanması.
Bu insan kaynağı çalışmasından hareketle ve 2040 vizyonu dikkate alınarak, aradaki 16 yıllık dönemde, ülkenin belirle- nen öncelikleri, sektörleri ve projeleri doğrultusunda, insan kaynağımızın nasıl planlanacağına, nasıl hazırlanacağına ilişkin kapsamlı bir proje çalışması yapılması. Buna uygun olarak açılması/geliştirilmesi gereken eğitim kurumlarının, sosyal destek sistemlerinin, eğitimlerin, koçluk ve rehberlik sistemlerinin planlanması.
Benzer şekilde iş dünyasıyla yapılacak stratejik çalışmalarla, 2040 vizyonuna paralel olarak, inşa edilecek ve geliştirilecek teknoloji, sanayi ve ticaret sistemlerinin tespit edilmesi, yatırım önceliklerinin belirlenmesi ve uygulama planına dönüştürülmesi.
Tüm bu çalışmaların, devletin onayını ve desteğini alarak, ancak diğer yandan özel girişim çevikliğini de sürece katarak ve mutlaka kolektif bir proje yönetimi anlayışıyla ele alınması gerektiğine inanıyorum. Devletimizin ilgili kurumlarının, bu ülkenin paydaşı olup farklı bölgelerinden, farklı eğitim seviyelerinden, farklı uzmanlıklardan, farklı yaş gruplarından, farklı sosyal yaşam tarzlarından gelen insanlarımızdan oluşan birkaç bin kişilik kolektif platformlar kurmasını, belki birkaç yıllık yoğun emek ve mesai ile 2040 yılının güçlü Türkiye’sinin hep birlikte yapılacak ortak akıl toplantılarıyla planlanmasını öneriyorum.






Yorumlar